Ölümüne Doktora

Yaklasik bir sene once, grup toplantisinda sunmak icin sectigim konuyla ilgili makale okurken gormustum yayinlarini, Scripps Enstitusunden Prof. Ghadiri’nin. 1993 yilinda yayimladigi Nature yayini[1] ile halkali peptitlerden, nanotup yapiminin onunu acmis, ardindan gecen 15-20 yil boyunca da bu konunun oncusu olup, onlarca makale (3-4 adet Nature olmak uzere) yayinlamisti. D ve L amino asitlerinin degisimli olarak dizildigi kucuk bir peptit halkasi ile harika nanotupler yapmak mumkundu ve boylesi bir fikrinden dolayi acaip takdir etmistim kendisini. Rastgele bulunmus bir sey degil de daha cok akilli bir dizayn isiydi. Ve daha da takdir edilesi kismi, isi sadece nanotup yapmakla birakmayip, oldukca yaratici uygulama alanlari olusturmasiydi[2].

Gecen haftalarda, Turkiye’de calismayi dusundugum konulardan dolayi, tekrardan yayinlarina goz gecirmek istedim. Bu esnada grup sayfasina ulasmak icin google’da ismini arattigimda karsima, rezaghadiri.net adresli site cikti ilk olarak. Kendi sitesi diye tikladim dogal olarak.

Ust baslik ilgincti:

Reza Ghadiri, The Scripps Research Institute, Science — and all that jazz

Ne ola ki bu site diye incelerken, sitenin Ghadiri’nin eski bir doktora ogrencisinin hazirladigi bir site oldugunu anlamak cok da zor olmadi. Ama oyle basit bir eski ogrenci degil. Doktorasinin son senesinde gruptan ayrilip, Ghadiri’ye ve genel olarak ABD’deki doktora egitim sistemine ates puskuren, elestiren, bazen yerin dibine sokan, Andrei isminde biri siteyi hazirlayan.

Gorunen o ki, Ghadiri’nin sahsen oldukca takdir edici bir sekilde baslayan ve devam eden akademik kariyeri, cok da saglikli zemin uzerinde ilerlemiyordu.

Denebilir ki, olabilir bazi insanlarla bazilarinin yildizlari barismaz, Andrei ile Ghadiri’ninki de boyle birsey belki. Ama sitedeki yazilanlara okuyup da olayin sadece bir tek doktora ogrencisinin hocasiyla anlasamamasi olmadigini gormek mumkun. Andrei’nin ifadesine gore, kendisi gruba 2003’de girdiginde 5 olan doktora ogrencisi sayisi, 2009’da ayrildiginda sadece 2 kalmis. Diger iki kisi baska lablara (Prof. Finn’in) gecmisler (iltica et(tiril)misler kendi deyimleriyle), doktoralarinin 2. ve 3. senelerinde[2].

Detaylari sitedeki yazilardan ve yorumlardan okuyabilirsiniz ama kisaca ne mi yapmis bu Reza Ghadiri.

Ozellikle ABD vatandasi olmayan ogrencilerine, sirf yabanci olduklari icin daha cok calismalari gerektigi konusunda baski (bakin ben de yabanciyim, buraya kolay gelmedime getiriyordu herhalde), projede fiziksel olarak katkisi olan kisilerin ismini yayina koymama gibi etik disiliginda da otesinde davranislar ve uyguladigi ilginc motivasyon teknikleri: “Working hard to make me famous?” diye soran ilginc bir espri anlayisina ship biri oldugu gorunuyor. Ayrica ingilizce ifade ile “Saturday-morning-phone-call assholes” turunden hirs kupu bir tez hocasi[3].

Distan oldukca kolay yaklasilabilen, heyecanli, mulayim gorunen Ghadiri’nin ic dunyasi pek de oyle degilmis anlasilan.

Sitedeki, ABD’deki akademik hayatin isleyisi hakkindaki yazilari, ABD’ye doktora icin gitmeyi dusunenlerin okumasini oneririm. Elbette her doktora hocasi da Ghadiri gibi degil ama en azindan hoca seciminde dikkatli olmak icin bu tur profesorlerin varligini da unutmamak gerek.

Ghadiri bu konuda bir ilk degil elbette. Ama hakkinda blog acilan ilk profesorlerden biri olabilir[4].

Ama bu siteyi gorunce aklima, gecen sene ortaya cikan[5], o zamanlar (14 yil once) Caltech’de (su an ETH Zurih’te) profesor olan Eric Carreira (ki kendisi alanında isim yapmış bir kişidir)’nin bir postdokuna (Guido Koch) yazmis oldugu resmi mektup geldi (Soldaki resme tiklayarak okuyabilirsiniz). Mektupta calisma stilini begenmedigi Guido’ya, hafiften tehditvari ifadelerle (kovma tehdidi tabii), aksamlari ve haftasonlari daha cok calismasini ve tatil yapacaksa da bunu oncelikle haketmesi gerektigini soyluyor. Sen calismassan senin yerine her gun gelen basvurulardan birini rahatlikla alabilirim diyerek, kapitalist sisteme selam cakan Carreira, 14 yil sonra ortaya cikan bu mektuba binaen yaptigi, “men insan degilmiyem, yillar once yaptiginiz bir seyi unutmak istemediginiz olmadi mi hic? Tarihteki olaylari o zamanki konjuktor icinde degerlendirmek gerek. Hem, Guido ile de su an can ciger kuzu sarmasi gibi her cuma Zurih’te gol kenarinda icmeye gideriz, bu da o mektubun ciddiyetini gosterir size, yaa naber” mealli bir aciklama[6] ile mektubu inkar etmeyip, bundan pek de gurur duymadigini ifade etmektedir.

Bu mektup ABD’de ozellikle iyi universitelerdeki doktora sistemindeki modern koleligin yazili kaniti konumunda kismen. Labda calismaktan baska bir hayatinin olmasini beklemeyen ve yukselme arzusuyla hirs kupune donusen bazi profesorler, oldukca rekabetci bir ortam olan bilim dunyasinin toprak ve kole sahibi insanlarina donusmekte. Kolelik benzetmesi sadece cok calismakla da ilgili degil. Ayni zamanda hicbir haklarinin olmayisi ile de ilgili. Bir profesor doktora ogrencilerinden birini, isterse 3-4 makalesi olsun, ister doktorasini bitirmesine aylar kalmis olsun, hic bir savunma hakki birakmadan kovabiliyor. Ve universite buna karsi bir engelleme yapamiyor. Diyemiyor ki tamam madem bu adami istemiyorsun bu labda ama bari en azindan doktorasini ver de oyle gitsin. Dese bile bir ise yaramiyor (gercek hikaye). Bir de bazi profesorlerin ellerinde bir koz, tehdit unsuru olarak gordukleri tavsiye mektuplari ile doktora surecinde etkili olduklari ogrencilerinin hayatina, doktora sonrasinda da damga vurarak, zaten sancili gecen doktora surecinde, “oh en azindan bitince kurtulacagim” rahatlamasini onlara cok gormekteler.

Bir de bu tur modern kolelik tarzi laboratuvar hayatini, baskiyi, cekismeyi, rekabetci ortami kaldiramayip intihar edenler var maalesef. Sanirim bu baglamda en kotu une sahip kisi toplam 3 doktora ogrencisi (Felix Chau (1987), Fung Lam(1997) ve Jason Altom(1998)) intihar eden, E. J. Corey. Kendisi sentetik organik kimyanin ciddi anlamda babasi denebilecek, 1990 Nobel Kimya Odulu sahibi bir bilim insani. Gel gor ki, yaptigi iyi bilimin yaninda, laboratuvarinda calisan insanlara sundugu rekabetci ortam nedeniyle de oldukca elestirilenlerden. Ozellikle de 1998 yilinda KCN ile intihar eden doktora ogrencisi Jason Altom’un geride biraktigi intihar mektubu, Corey’in basini oldukca agritmis olsa gerek. 3 sayfalik mektupta, doktora egitim sistemini elestirip, oneriler getiren Altom, ben cektim en azindan baska nesiller cekmesin diyerek bir doktora ogrencisinin en az 3 danismani olmasi gerektiginin ve sadece tez hocasinin yaptiklarini degerlendirmesinin, profesorlere kontrolsuz ve buyuk bir guc verdiginin altini cizmekte[7]. Altom’un intiharinin ardindan bazi universiteler bu tur bir sistemi -en azindan- konusmaya ve tartismaya baslamislardir. Somut bir adim atan bir yer var mi bilmiyorum ama en azindan Altom’un hayati, baskalarininkini degistirmek icin etkili oldugunu soyleyebilirim.

ABD’deki doktora egitiminin bir baska boyutunu ise daha birkac hafta once C&EN’de yayimlanan “Doctoral Dilemma” isimli makale[8], ABD’deki kimyagerlerdeki issiz sayisindaki artis nedeniyle, acaba gereginden fazla mi doktorali kimyager yetistiriyoruz sorusunu sorarak konuyu irdeliyor ve farkli goruslerden insanlarin fikirlerini, son 10 yilin istatiksel verileriyle sunuyor.

University of North Carolina’dan, Rudy Juliano da Science Dergisi’ne yolladigi mektupta[9], farmakoloji ve biyotibbi alanlardaki doktora ogrencisi sayisinin orantisiz bir sekilde arttigindan ve de artan issizlikle bir cok ogrencinin doktoraya devam ettiginin altini cizerek su harika cumle ile bir cok seyi ozetliyor:

University leaders often seem to confuse quantity and quality. They want more grants, more buildings, more faculty, and more students. We need to substitute “”better”” for ““more”.”
(Universite yoneticileri kalite ile miktari siklikla birbirine karistiriyor gorunuyorlar. Daha fazla odenek, daha fazla bina, daha fazla ogretim gorevlisi ve daha ogrenci istiyorlar. “Daha iyi” yi “daha fazla” ile yer degistirmemiz gerekiyor.)

Bu ifadeyi alip, Turkiye’de her sehire bir universite diye bas bas bagiran yoneticilere iyi anlatabilmek lazim[10].

Kısaca, ABD’de bazi profesorlerin yaptiklari sahane “bilim vitrin”leri, bu insanlarin ogrencileri ve lab calisanlari ile olan iliskilerini orten bir maske durumunda. Doktora icin arastirma grubu secerken goz ardi edilmemesi gereken bir unsur bu, yani profesor-ogrenci iliskisi. Kotu es, insani filozof yaparken, kotu doktora hocasi insani hayatindan edebilmekte. Aman dikkat, elindeki gücü öğrencilerini köle gibi çalıştırarak kullanan, duygusal zekası gelişmemiş, empati yoksunu profesorlere düşmeyin.

Salih Özçubukçu

 

[1] Ghadiri, M. R., Granja, J. R., Milligan, R. A., McRee, D. E., and Khazanovich, N. “Self-assembling organic nanotubes based on a cyclic peptide architecture.” Nature 1993366, 324-327.

http://www.nature.com/doifinder/10.1038/366324a0

[2] Hartgerink, J. D., Clark, T. D., and Ghadiri, M. R. “Peptide nanotubes and beyond.” Chem.–Eur. J. 1998, 4, 1367-1372.

http://www3.interscience.wiley.com/journal/5008816/abstract

[3] Sana da birini hatirlatti mi Murat, beybi demiyormus ama ogrencilerine bak en azindan (:.).

[4] Son olmamasi elinde Murat (:.

[5] http://www.chemistry-blog.com/2010/06/22/something-deeply-wrong-with-chemistry/

[6] http://www.boston.com/bostonglobe/ideas/brainiac/2010/06/is_this_whats_w.html

[7] http://query.nytimes.com/gst/fullpage.html?res=9D00E5DB1F30F93AA15752C1A96E958260

[8] http://pubs.acs.org/cen/science/89/8905sci1.html

[9] http://www.sciencemag.org/content/330/6007/1045.1.full

[10] Hayir, anlatim hatasi yok bu cumlede, anlatim kivirmasi var (:.

1 Yorum

  1. bir garip yolcu |

    O kadar doğru bir konu ki… Her nekadar doktora öğrencisi olmasam, 1 yıllık uğraşlar sonucunda master programına nihayet kabul alsam da, bu 1 yıl boyunca araştırma grubunda çalıştğım hocanın en başından bana öğrettiği de bu oldu. Hatta Türkiye’de bunun bir de maddi boyutu var. Verilen sözler, yazılan projeler ile öğrencileri kendilerine bağlayan ve gün gelip çat diye proje desteğini çeken, insanları zor durumda bırakan hocalar da var. Ama herkesin bırakıp gitmeye cesareti olmuyor ne yazıkki…

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.