Evrim

Evrim

Genelde ortalama dindar bir insanın, “şu mükemmelikteki dünya, nizam, doğal denge, okyanuslar, kuşlar, böcekler veya daha özelde insan gözü vs.vs. tüm bunların kendi kendine oluşmuş olması nasıl mümkündür, bunlara bakan kişi nasıl anlamaz kendi başına olamayacağını, bunların gözleri mühürlenmiş” diye evrim teorisi hakkinda birsey okumadan, sanki bilimsel bir teori olmasına rağmen inançmış gibi “inanmaması”, doğruluğunu reddetmesine ragmen, yine aynı kişinin  Allah’ın yapacağımız herşeyi biliyor olması, zamandan muaf, ezeli ve ebedi olması konusunda da “çok düşünmemek gerek bunlar hakkında, insan zihni bunları anlayamaz” diyerek çelişki yumağına döndüğünün farkında mıdır acaba? Aynı zihin, milyon seneler süren yavaş değişimlerden bugüne gelindiğini de kavrayamıyor olamaz mı?

 

Bu nedenle, evrim teorisiyle bilgisayarı birbirine benzetirim. Şöyle ki:
Şu an hemen hemen her evde bulunan herhangi bir bilgisayarın içine baktığınızda, ben şahsen hala hayret ederim; insanoğlu bunu nasıl yapmış diye. Benim için dünyadaki o şahane düzenle son derece benzer özellikleri var. Milyonlarca devre bir araya geliyor, ekrandaki görüntüler oluşuyor, klavyede tuşlara basıyoruz bu yazılar yazılıyor vs.vs. Ki bunlar en temel işlemler. Daha karmaşık olan programları, bilgisayar oyunları, grafikler, üç boyutlu görseller vs. bunlara hiç girmiyorum bile. Hatta gittikçe küçülen bilgisayarlar, telefonlar vs. ile de bakış açısını genişletebilirsiniz.

Normalde ortalama dindar bir insanın, ya bak işte kendin söylüyorsun, insan zekasının yapmış olduğuna şaşırdığın bu harika bilgisayarlar, kendi kendine olmuş değiller, bu nedenle de şu mukemmel dünya da kendi başına olmuş olamaz diye çıkışmaya başlamış olsa gerek, eğer buraya kadar okuduysa.

Hayır efendim, benzettiğim nokta bu değil. Benim nasıl yapıldığını anlayamadığım bu şahane bilgisayarların ve teknolojik aletlerin çok değil 60-70 yıllık geçmişindeki tarihsel gelişimine baktığımda, basamak basamak nasıl ilerlediğini gördüğümde, benim için bir çok şey daha açıktı. Almanya’nın Bonn şehrinde Arithmeum isimli bir müze var. Burada abaküsten başlayarak, basit hesap makineleri ve oradan da yavaştan bilgisayarlara geçişi, basamak basamak, adım adım, gerçek aletlerle görmeniz mümkün. Bu müzeyi gezdikten sonra, artık bu bilgisayarların bu noktaya nasıl geldiğini, nasıl olup da bu kadar geliştiğini şu zihnim daha iyi kavrar hale geldi. Sadece son haline bakıp da şaşkınlık içinde kaldığım bilgisayarlar artık benim için daha anlaşılırdı.

Hem de tüm bu bilgisayalar, 60-70 yıl gibi çok kısa bir sürede gerçekleşiyor. Bu kadar korkunç gelişmenin bu kadar kısa sürede olmasını sağlayan da insan zekası. Aslında benim anlayamadığım nokta, insan zekasının bile bunları nasıl yapabildiği idi. Basamak basamak en basitten karmaşığa doğru gelişmeyi görünce, benim için çok daha anlaşılır hale geldi bilgisayarın nasıl yapılabildiği.

Bir yanda insan zekası ve basamak basamak gelişerek sadece 60-70 yılda harikalar yaratan bilgisayar ve teknolojisi. Diğer yanda kendi kendine oluşan bir sistem ve yine basamak basamak, yavas yavas milyon senelerde oluşan, evrimleşen bir dünya. İşte benim benzettiğim nokta bu. Yani değişimin, ilerlemenin yavaş yavaş olması ve her defasındaki çok küçük bile olan bir gelişmenin, aradan yeterli süre geçtiğinde korkunç bir değişime ve gelişmeye sebep olması.

Sanırım Türkiye’deki yüksek enflasyonun da etkisiyle milyonlu sayılara alışkın olduğumuzdan, milyon senenin ne kadar uzun bir süre olduğu iyi anlaşılamıyor.

Ekleme: Bilgisayar-evrim benzetmesinin yapilmisi varmis: (bkz: bilgisayar mucizesi)

9 Comments

  1. Evrim konulu yazına istinaden..

    Gerçekten bazen sizleri(evrimcileri) anlayamıyorum.

    Termodinamik kanunlarına göre herşey bozulmaya doğru gitmesi gerekirken neden evren düzene doğru akıp gitmiştir.

    İnsan AKIL ile düşünübilen BİLİNÇLİ bir varlık olduğu için menfaati gerektiği için teknolojik ürünleri geliştirmeye gidiyor.

    Evren dediğin şey hangi akıl ve bilinçle hangi menfaati gerekiği gelişim sürecine girmiş olsun.

    (şimdi dersin ki bunların hepsi tesadüfi olmuş, bende derimki termodinamik kanunlarını okuduysan lütfen ön yargısız bir şekilde lütfen bir daha oku)

    Sevgive saygılarımla..

    • Salih Ozcubukcu |

      Termodinamik kanunlarini okumadiginiz belli oluyor. Sadece kulaktan duyma bir bilgi sanirim sizinkisi. Yoksa, bahsettiginiz termodinamigin ikinci kanununun, sadece “kapali sistemlerde” gecerli oldugunu bilirdiniz ve her evrime bagnazca karsi gelen insan gibi islerine gelen bilimsel dayanaklari carpitarak sunmazdiniz. Dunya kapali bir sistem olmadigi icin ve en basitinden gunesten surekli bir enerji girdisi oldugundan, entropinin surekli artmasi gerekmesi gibi bir durum soz konusu degildir.

      Bu nedenle ben sizden onyargisiz bir sekilde evrimi okumanizi oneririm, tabi oncelikle en azindan termodinamik ogrendikten sonra.

      • Hocam merakımı mazur görün ama bu konuda benim de kafam karışık ve azda olsun merakımı pekiştirmek için soruyorum ” Peki küçükte açık sistem olarak gördüğümüz güneş sistemi büyükte kainat kavanozunda kapalı bi mekan değil mi ? şimdiden saygılar

        • Evet Ahmet, kapalı bir sistem. Bu nedenle evrenin entropisi her zaman sabittir veya artar (istemli olup olmamaya bağlı). Ama hiç bir zaman azalmaz. Güneşin entropisi artarken, dünyanınki azalıyor, dünyanınki artarken güneşinki azalıyor olabilir.
          Sistemin entropi değişimi ile çevrenin entropi değişimi toplamı, kendiliğinden olan olaylar için her zaman artar.

          Kendiliğinden yapılanan sistemler vardır. Bunların kendiliğinden entropileri azalır. Bu ikinci kanuna ters bu kendiliğinden olamaz diyemeyiz. Sistemin entropisi azalırken, çevre ile sistem arasında da bir enerji akışı vardır. Yani bu kendiliğinden yapılanan sistem, dışarıya enerji verir ve bu enerji çevrenin entropisini arttırır. Toplamda da evrenin entropisi artar.

          Sadece sistemin entropisi her zaman artar demek değildir yani ikinci kanun.

  2. Ben de yazıdaki ana düşüncenin evrim karşıtı olduğunu düşünmedim nedense. Evrim bir yere kadar kabul edilebilir. Ve dindar kesimin de ilgi alanına girmelidir, incelenmelidir. Evrim yaratılıştan itibaren kesinlikle gerçekleşmiştir bir yerde.Sevgi,saygı.

  3. Demissin ki; ” bilimsel bir teori olmasına rağmen inançmış gibi “inanmaması”, doğruluğunu reddetmesine ragmen”…. madem bu bir inanc degil, ya da bir felsefe degil neden yazinda INANAN insanlari baz aldin. Inanan insanlarin inanclari ile, daha dogrulugu ispat bile edilmemis, yuzyillardir teori halindeki sence bilimsel olan evrimi kiyasladin. Simdi boyle yaparak evrimi felsefe haline getiren siz evrimciler degil mi?
    Ikincisi de; Belli ki; Bonn’daki muzeyi bir hayli begenmissin. Anladigim kadariyla bu muzede bilgisayarin gecirdigi safhalarin herbirini date by date gormussun. bir yil sonra soyle, iki yil sonra boyle… Peki sevgili kardesim soyler misin? Su kainat muzesinde maymun ve insan arasindaki ara evreler neredeler? Baslangic var, urun var ama aradaki stepler nereye kaybolmuslar? Insandan bir onceki stepten hala insana evrimlesen bir step neden yok su an yeryuzzunde???
    Neyse…
    Selametle Kardesim

    • Cok klasiklesmis hatalar yapiyorsunuz Dilek Abla. Maymun ve insan arasindaki ara evreler nerede diye sormanizdan, insanin maymundan geldigini dusundugunuzu cikariyorum. Insan ile maymunun ortak atasi oldugu savunulur Evrim teorisinde, insanin maymundan geldigi degil. Bu ifadenizden de bilmediginiz bir seye karsi ciktiginizi dusunuyorum. Insanin bilmedigi seye kayitsiz bir sekilde karsi cikmasi da pek saglikli degil bana gore. Iste benim baz aldigim kisiler, inancli ve evrim teorisi hakkinda bir bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlar.

      Ara evre olarak dusunulen fosillerden bazi secmelere ise suradan erisebilirsiniz:

      http://www.nature.com/nature/journal/v458/n7241/full/nature07985.html
      http://www.springerlink.com/content/x1r804782707/?p=d6e5ae8d26e84380b8ee587f5bf1944e&pi=0

      http://en.wikipedia.org/wiki/ventastega
      http://en.wikipedia.org/wiki/archaeopteryx
      ve daha niceleri icin:
      http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_transitional_fossils

      Ayrica, aslinda evrime gore her turun bir ara evre oldugunu da belirtmek isterim. Evrim teorisini biraz anlamaya calisirsaniz bunun ne demek oldugunu daha iyi anlayabilirsiniz.

      • Salih’cigim, klasiklesmis hatalar yapmaktan memnuniyetimi dile getireyim, demek ki cogunluga dahilim..
        Evrim’de insanin maymundan gelmedigi onlarin ortak ataya sahip oldugu savunulur demissin, gecen gun mpr’da hic de oyle demiyordu, bundan bir kac hafta once guney africada iki milyon yasindaki bir cifte ait olduguna inandiklari bir cift fossil buldular ve bunun insandan onceki ilk ata olduguna inandiklarini soylediler… Demekki cok da senin dedigin gibi degil ya da birden fazla teori var halihazirda. Insanin ve de maddenin zaman icin de degiseme ugramis olabilecegini dusunuyorum, ama ben bunun rastgele olabilecegi ihtimaline inanmiyorum.. Olduysa bile bir plan dahilinde olmustur. Zaten Kur’an’da ve hadis kitaplarinda peygamberlerin hayatlari anlatilirken daha uzun sure yasadiklari mesela Adem(as) 1 ya da 2 bin yil yasadigi, boyunun normal insan boyundan bir rivayete gore 40m filan oldugu, Hz Yunusun bin yila yakin yasadigi vs geciyor. Degidigim gibi esyanin degistigi muktedir ama oyle rastgele degil.
        Gonderdigin linklerden birinde referans olarak verdikleri Canada’daki muzeye bir iki sene once gitmistim, onun gibi Amerika’da bir iki muze gordum hem de defaatle.. Gordugum suki, insanlarin onune dinazor ve fossil diye konulan seyler plastikten yapilmis modeller, gercekleri var midir? nerdedir bilelemm. Hal boyleyken de kusura bakmasin kimse de fosil diye bulunan herseye insanin inanasi gelmiyor.
        Evrim dedikleri sey, tarihsel bir olay ve gecmisten bahsederken kimsenin bu kadar kesin konusmasini bekleyemezsin. Cunku ispati yok. Biliyorsun Scientific Procedure’de you have to test your hypothesis. Mesela kim bilebilir ki istanbul’un fethinde kac askerin savastigini ya da fatihin boyunun posunun nasil oldugunu.. halbuki daha surada 500 yil bile gecmedi. Oteki taraftan milyonlarca sene oncesinde ve icerisinde gerceklestigine inanilan!!!! (nasil oluyor da bilimsel bir teori inanc uzerine dayandiriliyor onu da anlamak zor) bir teoriye inanmak gerekiyor… Neyse bu hamur daha cok su goturur..
        Selametle

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.